KENDİNİ KEŞFETMEK ÜZERİNE

“Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile, ancak kendiaklımızla akıllı olabiliriz.”MontaigneKendini Keşfetmek Üzerine Ey Güzel İnsan! “Dünyadaki en karmaşık şey ne?” diye sorsalar hiç düşünmeden insan derim.Neden diyeceksiniz, neden insan? Çünkü insan düşünceleri ile dünyayı hâlden hâle koyan yegâne varlıktır. İnsan türü, diğer türler arasındaki en üstün varlıktır. En güçlü silahıyla yani aklıyla en zayıf bedende dünyaya…

“Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile, ancak kendi
aklımızla akıllı olabiliriz.”
Montaigne
Kendini Keşfetmek Üzerine

Ey Güzel İnsan! “Dünyadaki en karmaşık şey ne?” diye sorsalar hiç düşünmeden insan derim.
Neden diyeceksiniz, neden insan? Çünkü insan düşünceleri ile dünyayı hâlden hâle koyan yegâne varlıktır. İnsan türü, diğer türler arasındaki en üstün varlıktır. En güçlü silahıyla yani aklıyla en zayıf bedende dünyaya gelir. Öyle narindir ki ilk birkaç yıl öyle sevimlidir ki dünyadaki en masum varlıktır dersiniz. Oysa insan yavrusu ayaklarının üstüne dikilene dek kafatasındaki o büyülü enerji öyle değiştirir ki o masum ve saf insanı, insan kendini tanıyamayacak kadar büyük bir hızla anbean değişir.
Ey Güzel İnsan! İnsan denen bu değerli mahlûkat, akıl denen enerjiyi kullanmayı sonradan öğrenir; ebeveynlerinden, okuldan, çevreden, medyadan öğrendikleriyle anlamlandırır çevresindeki olayları, durumları, maddeleri, soyut şeyleri ama çoğunlukla öğrendiklerimizin büyük bir kısmı çöptür.
İnsan; bu sınır tanımaz enerjiyi, bu kutsal hazineyi öyle bir şekilde yönetmelidir ki ondan en fazla verimi alabilsin. Aklını

iradesiyle disipline edip, öğrendiklerini akıl değirmeninden un ufak edip yeniden bir şekil versin ki insanın dünyadaki varlık amacını anlayabilsin.
Eqlé sıvık, baré gırane.
[(Aklı hafif olanın yükü ağır olur.) Kürtçe bir deyim]
Akıl denen bu enerji hazların komutasına geçerse her an her şey olabilir; ölümler yağar birdenbire ya da düğünler çalabilir kırk gün kırk gece. Zevklerin en aşağılık olanından en incesine öyle geniş bir okyanusa atar ki, insan denen bu varlık nasıl boğulmadan kurtulacağını düşünür durur. Akıl büyük bir sermayedir güzel insan, değerlendirmeni iyi yapmalı; aklını iyi şeyler üzerine yormalısın.
Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve alçalamaz.
Victor Hugo

İnsan aklı, irade ile kullanılırsa akıl denen bu büyük enerji disipline olur. O zaman gerçekten insan olarak dünyadaki bulunma nedenini anlarsın.
“Zihin, işe yarar şeylerle meşgul olmazsa bayağı endişelerin istilasına uğrar; iradesini ve aklını kullanmak için hiçbir şey yapmayanlar bol bol ve her zaman küçük sıkıntılarını kafalarında evirip çevirir, bu geviş getirme insanı geliştirmez aksine insanı yıkıma uğratır.” der Jules PAYOT, İrade Terbiyesi kitabında.
İradeni her zaman aklına bağla ve hazlarını sürekli kontrol et güzel insan. İç dünyanı iraden ile yönet, dış dünyanı sürekli sorgula.

Önce kendini iraden ile tanırsan dünyadaki varlık nedenini daha iyi anlarsın. Önce kendini hazlarından kurtarır ve iradene şans tanırsan ne olmak istediğini, kim olmak istediğini daha iyi ve daha çabuk bilirsin; kimliğini bilirsen aklını kullanmayı bilirsin. Dünyayı daha iyi anlar ve anlamlandırırsın. “Dünya denen bu hanede elbet seni biri anlar.” (Orhan Gencebay)
Tanımak istediğin şey içindeki benlik duygusu olmalı ancak ben denen şeyden yani nefsinden uzakta aramalısın benliğini. Benliğin senin dışındaki varlıklara yansıttığındır. Ben, seni her zaman aldatır; hep seni sana üstün gösterir ancak kendi yansımalarını başka insanların davranışlarında izlersen kendini tanıma fırsatını elde edersin. İnsanların sana davranışları, hitabeti, eşyalarının durumu, düzeni, şekli, arabanın markası, modeli, taktığın saat, seni yansıtır. Eşyaya bakış açın, senin eşyadaki yansımandır. Örneğin küçük arabalardan, küçük eşyalardan, basit veya sade şeylerden hoşlanıyorsan sen sadelikten yana olan bir insansın; az veya küçük şeyler ile tatmin olabiliyorsun demektir. İnsanların basit övgüleriyle kendini bir halt sanıyorsan, kolayca kandırılıyorsan safın tekisin demektir. Her şeyin bol, büyük ve değerli, karmaşık şeyler olmasını istiyorsan dorukçu yaklaşım benimseyen bir insansın. Yansımalarını takip et güzel insan! Senin aynan çevrenin sana yansıttığıdır. Çevrendekileri beğenmiyorsan, hoşlanmıyorsan çevreni değil; kendini değiştir. Kendini yeniden keşfet güzel insan!
Güzel İnsan, dünyadaki en önemli keşif nedir desem sayısız örnekler verirsin. Elektriğin keşfinden, tarım aletlerinin keşfinden, silahların keşfinden, paranın keşfinden vesaire vesaire birçok keşiften bahsedersin. Ben, sana dünyadaki en önemli keşfin insanın kendini

keşfetmesi desem “hadi be!” dersin. İnsan denen varlık o kadar kendinden habersizdir ki, o kadar kendini bilmezdir ki bir düşün; her gün bir önceki günlerimizin ah vahı ile uğraşır, neticesini hiç düşünmeden verdiğimiz birçok kararın sonunda pişmanlıklar duyar¸ acılar çekeriz. Keşkeler cennetinde yaşar, o keşkelere son vermeyi bir türlü akıl edemeyiz; bence tüm bunlar insanın kendini tanımamasındandır, kendini keşfetmeye çalışmamasındandır. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?
Evet, hemfikir olduğumuza sevindim. Dünyadaki en önemli keşif insanın kendini keşfidir. Kendini keşfedemeyen insanlar başka şeyler keşfedemez. Kendi kendini tanımayan; karakterini, duygularını, yeteneklerini keşfedemeyen insanlar hiçbir şeyi keşfedemezler. Bunun için insanın içsel bir dinginliğe ihtiyacı vardır. Hayatın koşuşturmacası, keşmekeşi insanı o kadar fazla yorar ve o kadar sağa sola sürükler ki insan kim olduğunu unutur.
İnsan kendini keşfederken durmalı, sakinleşmeli, kendi iç sesini dinlemeli ve kendini gözlemeli. Ben neyim, kimim, neleri yapabiliyorum, nelerde yetenekliyim? Hangi duygularım güçlü, nelerde zayıfım, olaylar karşısındaki tutumum ne? Kolay pes eden biri mi yoksa azimli biri miyim? Potansiyelim ne, potansiyel olarak olmak istediğim veya olabileceğim kişi miyim? Olmak istediğim şeye beni götürecek yeteneklerim neler ve nasıl bunları geliştirebilirim? diye sormalı. Hiç sordun mu kendine bu soruları? Lütfen sor hadi! Yaz bir kâğıda; emrivaki yapmıyorum, rica ediyorum.
İşte tüm bunları ayrı ayrı, inceden inceye düşünür ve saptarsan olmak istediğin şeye bir adım daha yaklaşmış olursun güzel insan.

Ey Güzel İnsan! Kendini tanıdıkça, keşfettikçe en başta kendin olmaya başlarsın. Başkalarının seni tanımladığı kişi olmak yerine, kendi tanımladığın, kendi keşfettiğin insan olmak daha güzeldir. Herkesi mutlu etmek istersen herkesin istediği gibi biri olmak istersen kendin olamazsın, kendin olamamanın acısı hiçbir acıyla kıyaslanamaz. Çünkü kendini keşfetmeden yaşayan insanlar, diğer insanların kölesi olarak yaşarlar; ömürlerinin sonunda kocaman bir hiçliğin pişmanlığını yaşarlar.
İnsanın kendini keşfetmeye, tanımaya çalışmasını hayatındaki birçok unsur etkiler güzel insan. İnsan kendini tanımak, keşfetmek istemez bazen. Olduğuna inandığı şey ile mutludur hatta. Kendini tanımladığı bir tanımı vardır, o tanım içine hapsolmuştur adeta. İnsanın kendini tanımaya çalışmasının sonucu olarak insan kendini ya över ya da yerer. İşte bu tanımları yıkmaya çalıştığın ve kendini tanımaya, keşfetmeye başladığın zaman günbegün insanın değişimi başlar. Yine insanın duygu dünyasında yeni yeni resimler çizilir, yeni melodiler duyulur, yeni şekiller belirir, insanın rüyaları bile değişir.
İnsanın kendini tanıyamama sorunu, bana göre insanın nasıl biri olduğunu ve neye nasıl inanacağını yeterince tanımlayamamasıyla ilgili bir şey. Ben de kendimi tanıyamadığım zamanlar büyük bir boşluk içinde başkalarının bana yüklediği roller üzerinden yaşıyordum. Rolümü en iyi şekilde oynamaya çalışırken bir anda sahne karardı, alkışlar kesildi; karanlık sahnenin en kuytu köşesinde kendimle baş başa kalıp kim olduğumu sorguladım, değerlerimi sorguladım, inandığım kendim ile gerçek kendim arasındaki çelişkileri sorguladım. İnancımı yeniden tanımladım, inandığım insanları ve inandığım yaşam biçimini yeniden tanımladım.

Kendini tanımayan insan sahte bir insandır, gerçek bir insan değildir. Almanlardan öğrendiğim bir söz var: “Ne kadar sahteysen çevren o kadar büyür, ne kadar gerçeksen çevren o kadar küçülür.” (Je Falscher du bist, desto grösser wird dein Kreis sein, Je echter du bist desto kleiner wird dein Kreis sein.) Bu gerçekle yüzleştiğin zaman çevrenin küçülmesi zoruna gitmeyecek hatta daha mutlu olacaksın güzel insan.
İnsanlar hep seni kontrol altında tutmak isterler; hep ellerinin altında olmanı, onların ayak işlerini yapmanı isterler. Kısacası insanların menfaatleri varsa seni sever ve seni yanında tutarlar fakat sen kendini tanır ve bunların farkındalığını yaşamına yansıtırsan insanlar senden nefret ederler. Çünkü insanoğlunun doğasında vardır. İnsanlar kontrol edemedikleri şeylere kızarlar hatta onlardan nefret ederler. Kendi kontrolünü eline geçirdiğin zaman insanların gerçek yüzlerini görürsün. Defalarca test edildi, denendi. (Sağlam bilgidir.)
Ben kendimi fark ettiğim zaman kendimle kırkıncı yaş günü konuşması yapıyordum. Bir kestane ağacının altında değişmeye o an karar verdim. Ben değiştikçe çevrem bana: “Sen çok değiştin.” dediler. Çünkü artık onların istediği bir “ben” yoktu karşılarında. Kendi inançları, kendi değer yargıları, kendi doğruları, kendi yaşam biçimi, kendi planları olan bir insan oldum. Zor oldu ve halen zorlanıyorum ancak ömrümün bir bölümünde yaşadığım pişmanlıkları artık yaşamak istemediğim için, yaşamın sonunda duyacağım acıları azaltmak için kendim olmaya karar verdim.
Bana göre inanç, insanın anlam arayışıdır güzel insan. Dünyada yaşama sebebini sorgulayıp bu minvalde yaşayışını temellendirdiği ana unsurdur. Neye nasıl inandığınız sizin sorununuz,

onu sorgulayamam ancak insanın kendini keşfi yolunda inancın rolü çok büyük. Eğer inancının tanımladığı şekilde bir insan olmaya çalışıyorsan kendini keşfetmek yolunda inandığın değerleri öğrenip bunlara ne derecede bağlısın, bunu kendine sorman sana fayda sağlayacaktır güzel insan.
İnsan olmak, insan olmaya çalışmak ve iyi bir insan olmaya çalışmak benim iletişim koşulumdur. Bu sınırlı hayat birçok insanın aynı anda yürüdüğü bir yoldur. Yolu iyi insanlarla yürümek, iyi insanlarla güzel anılar yaşamak gerek. Senden sonra bu hayat yolunu yürüyecek olan insanlara iyi bir insan olmak için bir sebep göstermek gerek. Benim inancım ve bu dünyadaki anlam arayışım hep iyi insan olmaya çalışmak oldu. Bu yolu yürürken bana eşlik ettiğin için ayrıca sana teşekkür ederim güzel insan.

  1. Peki sen neye inanıyorsun?
  2. Kendini tanıyor musun?
  3. Hiç kendini tanımak için bir girişimin oldu mu?
  4. Kendine inancını gerçekçi bir şekilde tanımla. Tanımladığın şeye inanıyor musun?
  5. İnandığın şeye gönülden bağlı mısın?
  6. İçtenlikli bir inanç mı yoksa dost beni pazarda görsün inancı mı?
  7. İnandığın şeye güvenebiliyor musun?
  8. Ne şart altında olursa olsun onun doğruluğunu kabulleniyor musun?

Yorum bırakın